arif@sarimehmetli.com

Ana Sayfa



Sarımehmetli Köyüne aıt en eskı fotograf, Köyümüzün son yarım asırda ne kadar büyüyüp geliştigini göstermesi acısından önemli bir resim.

Köyümüz Tarihi, Tarih çok geniş bir kavram olup,bir yerin,bir şehrin veya bir bölgenin tarihini anlatmak için o yerin, o şehrin veya bölgenin etrafında bulunan yerleride gözönüne alarak ve bir bütün olarak anlatmak gerekir.Özellikle tarihinden bahsetmek gereken yer küçük bir kasaba veya köy ise o zaman o yerin baglı oldugu merkezi başlangıç noktası olarak anlatmak zarurileşir. İşte bende bu noktadan hareketle Kayseriye bagışlı olarak çok güzel bir şekilde izah edilmiş olan Tomarza tarihini aktarıp genel bilgileri verdikten sonra ayrı bir bölüm olarak Sarımehmetli Köyü tarihini yazacagım.

TOMARZA TARIHI ESKİ ÇAĞ ROMA VE BİZANS DÖNEMLERİ İlçemiz sınırları içinde ilk yerleşim izleri Geç Hitit döneminde rastlanmaktadır.Merkez ve Özlüce kasabasında bulunan tanrı ve tanrıçayı temsil ettiği belirtilen kabartma resimler ve küçük heykeller, MÖ.. VII. yy.a ait olup, Kayseri Müzesinde sergilenmektedir. MÖ.. VII. yy.da bütün Anadolu Persler tarafından işgal edilmiş, Kayseri ve Kapadokya bölgesi de bir genel valilik olarak teşkilatlandırılmıştı. Bu döneme ait eserlerin en önemlisi olan ve Ateş Tapınaklarına benzeyen "Kemene"lere yörede pek rastlanılmamaktadır. Bu dönemde Kayseri'nin "Makaza" adıyla anıldığı görülmektedir. Tomarza'nın bu dönemde adından söz edilmemekle birlikte yörede bulunan kalıntılardan eski bir yerleşim yeri olduğu anlaşılmaktadır. Perslerden sonra Anadolu, Makedonya ve Büyük İskender tarafından istila edildi (MÖ. 310). Ancak, bu dönem çok uzun sürmemiş ve bir süre sonra Roma hakimiyeti kabul edilmiştir. Özellikle MÖ.. 47 yılında Anadolu'ya gelen Sezar, Mazaka'ya (Kayseri) girmiş ve isyankar kral Ariobarzones III'ü affetmiştir. Şehrin bu tarihten itibaren Kayseri adıyla anılmaya başladığı belirtilmektedir. 610 yılında Sasani (İran) Hükümdarı Hüsrev II, İstanbul'u kuşatmak niyetiyle Anadolu'dan geçerken, Kayseri bölgesini ele geçirmiş ve 20 yıl hakimiyetini sürdürmüştür. Sasanilerden sonra, bölge tekrar Bizans hakimiyetine geçmiştir. Tomarza yöresi, tüm bu dönemlerde daha çok istilacıların önemli merkezlere gidip geldikleri güzergah üzerinde yer alan küçük bir yerleşim yeri izlenimini vermektedir. Bu dönemle ilgili bazı ipuçlarına ilçe merkezi ve Erciyes yöresindeki köylerde yer alan yeraltı şehirlerinde rastlanabilmektedir. Bunların çoğunun kapıları güneye açılmakta, içinde içinde birbirine bağlı odalar, ibadet yerleri,hayvan barınakları ve su sarnıçları bulunmaktadır. Odalarda basit bitki resimleri ve hayvan figürleri görülmektedir. Bunun dışında Kapıkaya ve Pusatlı köylerinde İslam öncesi döneme ait mezarlara rastlamak mümkündür. İLK İSLAM AKINLARI : Asıl amacı İstanbul'u ele geçirmek olan İslam akınları, Emeviler döneminde başlamıştır. Kayseri'ye ilk akınların 668 yılında başladığı görülmektedir. Kayseri,726 yılında Abdulmelik oğlu Müslim tarafından fethedilmiştir. Ancak 968 yılında Bizans İmparatoru Phocas Orta Anadolu'yu ve Kayseri'yi geri almıştır. Bu dönemde Bizans'lılar 40.000 Ermeni'yi Kafkaslardan getirerek Yozgat, Sivas, ve Kayseri civarına yerleştirdi. Bu Ermeni kabilelerinde en büyüklerinden biri olan ve 1500 kişiden oluştuğu tahmin edilen "Thomas" kabilesinin bugünkü Tomarza'nın bulunduğu bölgeye yerleştiği ve Tomarza adının da buradan geldiği iddia edilmektedir. Bizanslıların Ermenileri bölgeye getirme amacı, Türk-İslam akınlarına karşı bir tampon oluşturmaktı. İLK TÜRK AKINLARI DÖNEMİ : Kayseri yöresine ilk Türk akınları, Büyük Selçuklu Devleti döneminde başlamıştır. 1045'lerde Afşin Bey liderliğindeki kuvvetler, Kayseri civarını elde ermişlerdir. Bundan sonra, çeşitli Türk boylarına bağlı yerleşmek amacıyla yöreye geldikleri görülmektedir.Tomarza merkezinde Ermenilerin çoğunlukta olması nedeniyle bu aşiretler, Erciyes ve Tahtalı etekleriyle Zamantı havzasına yerleşmeyi tercih etmişlerdir. Bundan sonra gelen Danişmendliler döneminde Kayseri ve Tomarza yöresinin kesin olarak Türk hakimiyetine girdiği ve Tomarza da yaşayan Ermenilerin haraç ve cizye karşılığı Danişmendlilerin hakimiyetini kabul ettikleri görülmektedir. Danişmendliler döneminde de özellikle Emir Melik Gazi zamanında yöreye yerleşmek niyetiyle gelen Türklerin sayısında önemli bir artış kaydedilmiştir. 1134'te ölen ve Pınarbaşı'na bağlı Melik Gazi köyündeki türbesinde medfun bulunan Melik Gazi ve askerleri ile ilgili menkıbeler, halkımız arasında dolaşmaktadır. İlçemize bağlı İncili ve Bostanlık köyleri yakınlarında onun askerlerinin mütevazı türbe mezarları bulunmaktadır. Danişmendlilerin hakimiyetinin 1169'da sona ermesinden sonra bölge, sırasıyla Anadolu Selçuklu Devleti, Moğollar, Memluklar ve 1411'den itibaren Osmanlı dönemine kadar Dulkadiroğulları'nın idaresinde kalmıştır. OSMANLI DÖNEMİ : Karamanoğulları'nın Osmanlı Devletine karşı Akkoyunlu Uzun Hasan ile ittifak etmesi üzerine, Fatih Sultan Mehmet, Vezir Gedik Paşa'yı Karaman seferine gönderdi. Kayseri,bu sefer sonunda 1467 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Gedik Ahmet Paşa, Develi ve Tomarza yöresini fethettiği halde buradaki Varsaklar ve diğer aşiretlere mağlup olan Rum Mehmet Paşa'ya da yardımcı olarak yenilgiden kurtarmıştır.

Bu dönemde Avşar ve Varsak aşiretlerinin Kayseri Sipahiliğine sık sık saldırdığı ve saldırıdan birinde Kayseri Komutanı İskender Bey'i esir ettikleri bilinmektedir. 1498 yılında Şah İsmail'in civarından geçerek, Dulkadiroğulları topraklarına girmesiyle yöredeki aşiretler arasında kısmen de olsa Şiilik yayılmaya başlamıştır. 1510 yılında çıkan Şahkulu ayaklanmasının Kayseri, Develi, Tomarza ve Pınarbaşı yöresinde de olumsuz etkilediği, can ve mal güvenliğinin kalmadığı bu döneme ait eserlerde ifade edilmektedir. Tomarza, bu dönemde de aynı isimle anılmış ve Voyvodalık olarak yönetilmiştir. Tomarza adına Kayseri'den ayrı olarak "Jenning" adlı batılı bir yazarın "16. yy.da Erciyes Dağı" adlı eserinde rastlanmaktadır. Bu eserde Tomarza'dan bir köy olarak bahsedilir. 1514 Çaldıran Zaferi ile, Şah İsmail tehlikesi bertaraf edilmiş ve sefer dönüşü Dulkadiroğulları tamamen Osmanlı hakimiyetine alınmıştır. Bundan sonra Kayseri yöresi bir Osmanlı Sancağı olarak "Liva-i Kayseriye" adıyla Karaman Eyaletine bağlanmıştır. 1856 yılında ise idari bağlılıkta bir değişiklik yapılarak Bozok Eyaletine bağlanmıştır. Tomarza karyesi (köyü)'nin Tımar kayıtları ve vergi defteri, 1500 yılında Dulkadiroğulları ile beraber düzenlenmiştir. Bu sayımda Tomarza'da 117 gayrımüslüm ile 65 Müslüman ailesinin mevcut olduğu ve köy sakinlerinin başlıca geçim kaynaklarının tahıl ziraatı, hayvancılık ve arıcılık olduğu belirtilmektedir. Osmanlı Devleti'nin II. Mahmut dönemine rastlayan ve 1831 yılında yapılan ilk resmi nüfus sayımında Tomarza ve köylerinin hane sayısı ile nüfusu şöyledir: (Sadece erkek nüfus verilmiştir.)

Osmanli devletinin II. Mahmut zamanýnda yapýlan 1831 tarihli ilk nufus sayýmýnda Tomarza ve cevresinin nufusu. Sadece erkek nufusu sayýlmýþtýr.    


   
Yerleþim yeri Hane Nufus
Tomarza 58 166
Sosun 37 108
Mardýn 20 67
Sarýmehmetli 19 55
Kelgin (Alakuþak) 75 203
Cüregen (Çukuragaç) 13 26
Cücün 13 26
Travþýn 93 218
Kömür 17 65
Pusatlý 51 152
Çömlekçi 18 61

Kayıtlardan anlaşılacağına göre nüfusun büyük kısmı ziraat, hayvancılık, amelelik ve küçük el sanatları ile iştigal etmekteydi. 1838 yılında Develi Müteselliliğinden gelip Malatya'ya geçmek isteyen ve Osmanlı ordusunda asker öğretmen olan Alman Yüzbaşı Helmut Von Motke, hatıralarında Tomarza'nın köy ve yaylarında Avşar ve Göçer aşiretinin, Tomarza merkezinde ise Ermenilerle birlikte çok sayıda Müslüman Türkün yaşadığından bahsetmektedir. Motke ayrıca, merkezde yıkılmış bir Bizans kilisesi ile yeni yapılan bir Ermeni kilisesinden bahsetmektedir ve bugün ilçe merkezinde bulunan ve kısmen yıkılmış olan kilise olması olması muhtemeldir. Bu dönemde bir Ermeni piskoposunun görev yaptığı ve vergi toplama işinin bu piskoposa verildiği, ayrıca Türk görevlinin da gözcülük yaptığı Motke'nin hatıralarında ifade edilmektedir. Tomarza'da yaşayan Ermenilerin daha çok el sanatları ile, özellikle marangozluk, duvarcılık, ayakkabıcılık ve demircilikle uğraştığı; bağcılık ve şarapçılık konusunda da oldukça ileri düzeyde bulundukları bilinmektedir. İlçe Merkezinde doğu yönünde kalıntıları bulunan manastırın, kiliseden üç kat büyük olduğu,bünyesinde rahip ve rahibe yetiştiren "Grogeryen Ermeni Okulu"nun bulunduğu, her yıl 12 Ağustos'ta düzenlenen "Oğlak Gıran" törenlerine Orta Anadolu ve Kiliya Ermenilerinin katıldığı ve dışarıdan gelen misafirlerin "Paşa Odası"nda ağırlandığı rivayet edilmektedir. Manastırın gelirlerinin ise tarım arazileri, dükkanlar ve sürülerden temin edildiği tahmin edilmektedir. 19 yy.'da Tomarza'da cereyan eden bir başka önemli olay ise Tomarza-Pınarbaşı-Sarız-Tufanbeylicivarında göçebe olarak yaşayan Avşar Türkmenleri'nin 1856 yılında çıkarılan kanunla mecburi iskana tabi tutulmalarıydı. Yörede bozulan asayişi düzeltme amacına yönelik bu uygulama, Avşarı pek memnun etmemiş ve alışageldikleri göçebe hayatını terk etmemek için uzun süre direnmişler, üzerlerine gönderilen "Fırka-i İshaliye" birlikleri ile mücadele etmişlerdir. Osmanlı Devleti'nin bu uygulamasına adeta meydan okuyarak "Ferman Padişahın, dağlar bizimdir" diyen ünlü Avşar ozanı Dadaloğulu'nun şiirlerde adı geçen ve eski adı Taf olan Tomarza'ya bağlı Dadaloğlu Belediyesi civarında yaşadığı tahmin edilmektedir. 20 yy. başlarında tüm Osmanlı ülkesinde yaşayan Ermeniler Rus, İngiliz ve Fransız kışkırtmalarına aldanarak bağımsızlık için örgütlenmeye başlamışlardı. Bu gelişmelere paralel olarak, Tomarza'da yaşayan Ermeniler de buradaki Müslüman Türk halkını taciz edici faaliyetlere girmişlerdi. Bu dönemde Tomarza, Ermenilerin lideri konumundaki Ohannes Çorbacıyan ve oğlu Fasığ Çorbaçıyan önderliğinde "Dinçakyan Taşnakzakan" örgütünün kurulduğu görülmektedir. Örgütün amacı, bomba ve silah yapmak, cuma namazında camilere saldırı düzenleyerek toplu katliamlarda Türkleri başka yörelere kaçırmak ve Kilikya Ermenileri ile birleşerek bağımsızlık kazanmak olarak belirlenmiştir. Birinci Dünya Savaşı sırasında oluşan otorite boşluğu, Ermenileri iyice şımartmış,bu yüzden tedhiş eylemlerini arttırmışlardı. Bu sırada örgütün bir şubesinin de Develi'ye açılması için faaliyetler yürütülmüştür. 1915 yılında çıkartılan "Tehcir Kanunu" ile Tomarza'da yaşayan yaklaşık 90 kişilik bir grup da Suriye'ye gönderilmiş ve ilçede asayiş kısmen sağlanmıştır. (11 Temmuz 1915) Osmanlı Devleti'nin, Birinci Dünya Savaşında mağlup olması üzerine Fransızlarla işbirliği yapan Kilikya Ermenilerinin işgal ve saldırıları, Develi'ye 20 km. kadar yaklaşmış ve Bakırdağını işgal ederek, kendilerine Zamantı Irmağını sınır olarak tespit etmişlerdi. Bu durum, Kayseri, Develi ve Tomarza Ermenilerini harekete geçirmiş ve "Ermeni Fedakaran Cemiyeti" kurarak çeşitli saldırılara geçmişlerdir. Ermenilerin bu faaliyetleri karşısında, Müslüman Türkler de boş durmamış ve Develi'de "Klikyalılar Milli Cemiyeti" ile "İttihat-ı Zabitan Teavün Cemiyeti"ni kurmuşlardır. Develi ve Tomarza yöresinde Ermenilerle girişilen mücadelede, Develi Belediye Reisi Kamberli Osman Bey'in köylerden topladığı kuvvetler, Ermeni çetelerini yenerek dağıtmayı başarmıştır. Bu mücadelede yer alan güçlere, Tomarza da önemli destek sağlanmıştır. Tomarza'da bulunan Nizamiye Bölüğü ve Milli müfrezeler, Kemal Bey komutasında Saimbeyli bölgesinde mücadele etmişlerdir.

Fransızların geri çekilmesi ile yörede Ermeniler de ilçeyi terk ederek, çoğunluğu İstanbul olmak üzere çeşitli yerlerde göç etmişlerdir. 1921'de asker dönüşü Tomarza'ya gelen Ermeni gençleri,İstanbul Samatya'ya çağırılmış ve oradaki yakınlarının yanına yerleşmişlerdir. Bu olaydan sonra Tomarza ve yöresinde Ermeni nüfusu kalmamıştır. Tomarza ve köylerine 19. yy. sonun ve 20.yy. başlarında ilçe dışından Türk nüfus akını devam etmiştir.Özellikle 1877-1878 Rus Harbi ve Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1916'da Kars, Ardahan, Erzurum, ve Ağrı illerinden çok sayıda Müslüman Türk ailesi yöreye gelerek yerleşmişlerdir. CUMHURİYET DÖNEMİ : Cumhuriyetin ilanından sonra 1924 yıllarında Yunanistan ile imzalanan Nüfus Mübadelesi anlaşmaları ile Türkiye'ye Türk ailelerinin bir kısmı, Tomarza ve bazı köylerde iskan edilmiştir. Bundan sonra 1936,1940 ve 1950 yıllarında Bulgaristan'dan gelen çok sayıda Türk ailesi de Tomarza merkezine yerleştirilmiştir. Tomarza, 1864 yılında çıkarılan "Vilayet Kanunnamesi" ile Kayseri Sancağı'nın Develi kazasına bağlı bir nahiye statüsüne kavuşmuştur. İkinci Meşrutiyet Döneminde ise ilçede Belediye Teşkilatı kurulmuş ve ilk belediye reisleri Ermenilerden seçilmiştir. 1915 Ermeni göçünden sonra Ermeni nüfus yoğunluğu azalmış ve Trafşin Köyü'nden Emir Ağa ilk Müslüman Türk Belediye Reisi olarak göreve gelmiştir. Ancak bir süre sonra belediye teşkilatı kaldırılmış ve Tomarza nahiyesi olarak idare edilmiştir. 1948 yılında yapılan idari düzenlemeler ile belediye teşkilatı tekrar oluşturulmuş ve Beki Yüceler Belediye Reisliğine getirilmiştir. 1953 yılında çıkarılan bir kanunla Tomarza Develi'den ayrılarak, şu andaki sınırları ile ilçe haline getirilmiştir. Bugün bağlı 48 köy ile; Merkez, Özlüce(Dadaloğlu), Emiruşağı olmak üzere üç belediyeden oluşan 51 yerleşim yeri bulunmaktadır.

SARIMEHMETLI MAH.TARIHI Selam arkadaslar. Bugün size Ilcemizin sarimehmetli mah. tarihi ile ilgili rivayetlere dayanan bilgiler vermek istiyorum. Duyumlara göre mahallemimiz asli Türkmen yörüklerindendir. Konar göcer türkmenlerden olan bir oba baslarinda türkmen beyi Sari Mehmet bey oldugu halde bugün mahallemiz kirsalindan olan Basmaci adli mevkide konaklarlar. Ava büyük bir meraki olan Sari Mehmet bey bir gün ava ciktiginda av´i takip sirasinda bugünkü Mahallemizin iskan oldugu yere geldiginde birde ne görsün ortasindan derenin aktigi yamaclari agaclarla kapli güzelmi güzel kücük bir vadi. Bu beyin cok hosuna gider mahallemizin bulundugu yeri okadar severki hemen obasina geri döner gördügü manzarayi obasina anlatir ve aldigi karari onlara bildirir.Evet arkadaslar ben burasini o kadar sevdimki göcerlikten vaz gecip buraya yerlesméye karar verdim isteyen benimle birlikte burada kalir istemeyenlerse kendilerine yeni bir bey secip yoluna devam eder der.kalanlar kalir kalmayanlarsa kendilerine yeni bir bey secip yollarina devam ederler onlarin nereye göctükleri hakkinda elimezde herhangi bir bilgi mevcut degildir. Iste bu kalanlar rivayetlere göre Gimiccilar,Totuklar,haciemmigil,aricilar.musaaller olmak üzere mahallemizi kurmuslardir daha sonra mahallemize Garibler ve kocaaller´le pasaallerin ve teviklerin yerlestigi bilinmektedir. Sevgili dostlar eger bu rivayetlerde bir yanlislik bir eksiklik varsa simdiden özür dileyerek degisik rivayetler biliyorsaniz bize yazin hemen degistiririz.
CEBIRBEY
cebirbey@t-online.de
Bu yazi http://www.tomarza.biz sitesinden alinmistir






Osmanlı Devleti zamanında küçük bir mezra olan köyümüzün durumunu gösteren bir belge. Defteri Mufassalası Livayı Maraş ın kayıtları,1563 yılının durumunu gösteriyor.Bu Kitab Prof.Dr. Refet Yinanç ve Yr.DC.DR. Mesut Elibayrak tarafından tercume edilmiştir.Kitab Ankara Üniversitesi Basım Evi Ankara 1998tarihinde basılmıştır. Bu Belgey, bize kazandıran Sn Hakan Dulkadirogluna teşekkurlerımi sunarım.






Yukarıda verdigimiz iki belgede Osmanlı devletinin yaptıgı 1831 tarihli ilk nufus sayımında Karye-ı-Saruca Mehmetli veya Karye Sarı Mehmetli olarak köyümüzün nufusu, nufusun ne işle iştigal ettikleri, sıfatları, yaşları ve kaç erkek coçugu oldugu konusunda detaylı bilgiler bulunmaktadır.Şimdi asıl zor olan iş bu bilgileri günümüze kadar kopukluk olmadan zincir halkaları gibi eklemek. Unutulmaması, kaybolmaması için ve ulaşabilecegimiz her türlü bilgiyi yazıya dökmemiz bizim gelecek nesillerimize bir borcumuzdur, Bu konuda hep beraber çalışmak üzere yardım ve destek bekliyorum.
Bize yardımlarını esirgemeyen ve bu belgeleri gönderen Saygıder Arkadaşımız Hakan beyden Allah razı olsun.
Vatanperver olan bu kardeşimizin çalışmalarında başarılar dilerim.
Gülveren Köyünden Dulkadiroğlu Davutoğlu Alaybeyler den
Hakan Türker DULKADİROĞLU ndan alınmıştır.

Merhaba ...
Altıparmak soyadı ortaasyadan göç esnasında Anadoluya gelen 6 kardeş farklı 6 bölgeye dağılıyor... Soyadı kanunu esnasında bu kardeşlerin torunları ortaklaşa Altıparmak soyadını alıyor. Ortak karar verme ortamları müsait çünkü Altıparmaklar birbirleriyle bağlarını koparmıyor. Hala biraraya gelen Altıparmaklar var. Bursa'da Adana'da Yozgat'ta Sivas'ta Kayseri'de Konya'da Altıparmak sülalesi yaşıyor. Konya'da çok fazla değil ama. Bizler Avşar ve Türkmen boyundanız. Kayseri'den benim sülalemin geliş nedeni. Kayseri'de beylikler döneminde bizim kızlarımızdan birine beyin oğlu talip oluyor. Bizim sülale kızı vermek istemiyor. Bey zulmettiği için bazı aileler ve kızın alilesi göç ediyor. Adana Kozan'a yerleşiyorlar. Ben İstiklal Savaşı Gazisi, Kuvvay-i Milliye hareketine bil fiil dahil olmuş Halil İbrahim Altıparmak'ın torunuyum. Kozan'da Altıparmak Mahallesi vardır. Bursa'da da Altıparmak mahallesi vardır. Ek olarak bizimkiler Kayserinin Altıparmak köyünden göçmüştür. Ek bilgileri fırsat buldukça size iletirim.
Bu bilgiler bize Nadide Ülkü Altıparmak hanımefendi tarafından verilmiştir.
Kendisine teşekkür eder ve saygılar sunarım.

SARIMEHMETLİ KÖYÜNE HOŞGELDİNİZ
en alt sayfa bos
arif-sarimehmetli@hotmail.fr


Logolar
gradium.fr